ABD-Çin Ticaret Anlaşması Kritik Mineral Tedarikinizi Nasıl Etkiler

ABD-Çin Ticaret Anlaşması kritik mineral tedarikinizi etkileyebilir, bundan kaçınmanıza yardımcı olacak en iyi yolları keşfedin

ABD-Çin Ticaret Anlaşması Kritik Mineral Tedarikinizi Nasıl Etkiler

Makaleden Öne Çıkanlar:

  • Ekim ayında ABD ve Çin arasında yapılan ticaret anlaşması, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki gerilimi bir miktar azalttı ve birçok ABD endüstrisine ihtiyaç duyulan bir rahatlama sağladı. Ancak, bu anlaşmanın Kasım 2026’da sona ermesinden sonra ne olacağı ve ABD-Çin arasındaki devam eden gerilimin bundan sonra nereye evrileceği konusunda hâlâ birçok soru işareti bulunuyor. 
  • Çin, hâkim olduğu kritik minerallerin ihracatına yönelik neredeyse tüm kısıtlamaları gevşeterek, bu mineralleri içeren ürünlerin müşterilerine artık Çin’den hammadde ve ilgili ürünlere erişim imkânı sağladı. Ancak, bu esnekliğin Kasım 2026’da, anlaşmanın bitimiyle birlikte ne şekilde devam edeceği henüz net değil.
  • Dayanıklı kalmak isteyen şirketler için şu anda yürütülebilecek çok çeşitli adımlar bulunuyor. Ancak tüm bu adımlar, tedarik zincirlerinde Çin’e olan bağlantıların tespit edilmesi ve jeopolitik veya mineral risklerine maruz kalmayan alternatif komponent ve tedarikçilerin bulunması temasından hareket ediyor. 

31 Ekim ABD-Çin Ticaret Anlaşmasının Detayları 

31 Ekim’de ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, iki ülke arasındaki ekonomik endişeleri görüşmek ve bir ticaret anlaşması müzakere etmek üzere bir araya geldi. Müzakereler sonucunda, her iki taraf da yakın zamanda ilan edilen ticaret kısıtlamalarını geri çekmeye karar verdi. Çin, kritik minerallerin ihracatına yönelik kısıtlamaları gevşetti; ABD ise BIS %50 Kuralı’nı askıya aldı ve her iki taraftan da çeşitli tavizler verildi. Bu anlaşma, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki gerginlikte ölçülü bir azalma anlamına gelirken, birçok ABD endüstrisine ihtiyaç duyulan bir rahatlama sağladı. Bununla birlikte, Kasım 2026’da bu anlaşmanın sona ermesinden sonra ne olacağı ve ABD-Çin arasındaki mevcut gerilimin hangi yöne gideceği konusunda birçok soru hâlâ cevaplanmamış durumda. 

Bu makalede, müzakerelerin sonuçları, iki ülkenin üzerinde mutabık kaldığı noktalar ve belki de en önemlisi, Çin’in kritik minerallerine bağımlı olan şirketler ve endüstriler açısından çıkarımlar ele alınıyor. 

Ekim ABD-Çin Anlaşmasının Temel Maddeleri Nelerdir?

Anlaşmanın tüm detaylarına ABD Beyaz Saray ve Çin MOFCOM tarafından yayımlanan bilgi notlarından ulaşılabilir; her iki hükümet de anlaşmanın kapsamını detaylı bir şekilde açıkladı. Ayrıca, Çin’in MOFCOM’u ve ABD Federal Register’ında da resmi duyurular yayımlandı. Tarafların üzerinde anlaştığı başlıca hususlar şunlardır:

Çin’in Tavizleri

  • Küresel çapta uygulanan nadir toprak mineralleriyle ilişkili ihracat kontrollerinin askıya alınması ve daha önce kısıtlı olan galyum, germanyum ve antimuan gibi nadir toprak mineralleri için yeni ihracat lisanslarının verilmesi konusunda mutabık kalındı. Pratikte bu, Çin’in önceden kısıtladığı nadir toprak minerallerinin ihracat kontrollerinin tamamen askıya alınması anlamına geliyor. Bu esneklik 27 Kasım 2026’ya kadar devam edecek.
  • 4 Mart 2025’ten bu yana ilan edilen, aralarında soya fasulyesi ve mısır gibi birçok ABD tarım ürününün de yer aldığı misilleme niteliğindeki tüm gümrük vergilerinin askıya alınması veya kaldırılması kabul edildi.
  • ABD’den 2028 yılına kadar belirli miktarda minimum soya fasulyesi alımı yapılması taahhüt edildi.
  • Nexperia'nın Çin’deki tesislerinden ticaretin tekrar başlatılması için önlemler alınacak.

ABD’nin Tavizleri

  • Belirli Section 301 gümrük muafiyetlerinin sona erme süresi 10 Kasım 2026’ya kadar uzatıldı.
  • Bureau of Industry and Security (BIS) %50 İştirak Kuralı’nın 9 Kasım 2026’ya kadar askıya alınması kararlaştırıldı.  
  • Bazı Çin menşeli ürünlere uygulanan “fentanil vergileri”nin kaldırılması (bu %10 gümrük vergisi indirimi anlamına gelmekte) ve eklenen %24 karşılıklı gümrük vergilerinin de kaldırılması yönünde ilerleme sağlanacak.

Bu Anlaşma Çin ile İş Yapan Şirketler İçin Ne Anlama Geliyor?

Kritik minerallerle üretilen ürünleri tedarik eden dünya genelindeki şirketler rahat bir nefes alabilir. Fakat bu aynı zamanda kararlı adımlar atılması için bir motivasyon olarak da görülmeli. Çin’in hâkim olduğu minerallerin ihracat kısıtlamalarını neredeyse tamamen gevşetmesiyle, bu mineralleri içeren ürün müşterileri artık Çin’den hammadde ve ilgili ürünlere erişebileceklerinden emin olabilir. Ancak, bu kısıtlamaların anlaşmanın bitiminden sonra, gelecek yılın Kasım ayında ne olacağı ise belirsizliğini koruyor.

Şirketlerin, kısıtlamaların geri dönme veya Kasım 2026’da farklı kısıtlamaların ortaya çıkma olasılığına hazırlanmaları için bir yılları var. Kısıtlamalar geçici olarak askıya alınmış olsa da, iki ülke yüksek tansiyonda ve yoğun jeopolitik rekabet ortamında bir arada yaşamayı sürdürüyor. Bu anlaşmadaki bir diğer önemli unsur ise, Çin’in ABD’den 2028’e kadar belirli miktarda soya fasulyesi alımı taahhüdünde bulunmuş olması. Benzer bir anlaşma 2020’nin başında imzalanmıştı; fakat COVID-19’un getirdiği zorluklar ve diğer meseleler nedeniyle Çin, alım hedeflerini tutturamayınca, bu konunun Trump yönetimi yetkilileri tarafından yakından izlenmesi muhtemel görünüyor. Çin, alım taahhütlerini yerine getirmezse ticaret anlaşmasının geri kalanının risk altına girmesi söz konusu olabilir.

Şirketler, kısıtlamaların geri dönme veya Kasım 2026'da farklı kısıtlamaların ortaya çıkma olasılığına karşı hazırlık yapmak için şu anda bir yıl süreye sahip.

Tüm bu noktalar birlikte ele alındığında, tedarik zincirlerinde Çin menşeli kritik mineraller bulunan şirketler için bir uyarı niteliği taşıyor. Son anlaşmaya rağmen, işletmeler savunmasız oldukları noktaları ve risklerini şimdiden belirlemeli ve alternatif tedarik zincirleri oluşturma sürecine başlamalı. Alternatif ise yüksek riskli, karmaşık bir aksaklıkla bir yıl içinde karşı karşıya kalmak olur. General Motors gibi şirketler halihazırda tedarik zincirlerini Çin dışına taşımaya başlamış olup, 2027 yılına kadar tedarik ağlarının belirli kısımlarının Çin’den tamamen bağımsız olmasını bekliyor.

Tüm bu noktalar birlikte, tedarik zincirlerinde Çin menşeli kritik minerallere sahip şirketler için bir uyarı niteliği taşıyor.

Çin’in mineral ihracat kısıtlamalarına ilişkin önemli bir not ise, ülkenin ihracat kontrollerinin tam etkilerini hiç hissedilmemiş olmasıdır; çünkü bu kontrollerin yürürlüğe girmesi Kasım 2025 olarak planlanmıştı. Eğer hayata geçirilmiş olsaydı, bu kısıtlamalar şu ana kadar Çin’in uyguladığı en kapsamlı ve geniş tabanlı ihracat kısıtlamaları olacaktı. Mevcut duruma alışkın olan ve önceki kısıtlamalardan fazla etkilenmeyen şirketler, bu ticaret anlaşması yapılmamış olsaydı Kasım başında önemli bir aksamayla karşılaşabilirdi.

Bu ticaret anlaşması, ayrıca, BIS’in yeni %50 İştirak Kuralı kapsamına girmesi planlanan şirketlerle çalışan işletmeler için de ciddi bir rahatlama sağladı. BIS %50 Kuralı, 2024’ten bu yana gündemde olmasına rağmen, nihai haliyle 29 Eylül 2025’te yürürlüğe girdi ve birçok şirket ile sektörlerinde ani bir belirsizliğe sebep oldu. Nexperia krizi de kısmen bu kuralın yürürlüğe girmesinden kaynaklandı. Artık bu yeni kural bir yıl ertelendiğinden, şirketler ve sektörler hem iş ortaklarını daha kapsamlı tarayabilmek hem de yürürlüğe girerse gerçek etkilerinin ne olacağını değerlendirmek için ek zamana sahip. 

Yeni BIS %50 kuralı bir yıl ertelendiğinden, şirketler ve sektörler hem iş ortaklarını daha kapsamlı tarayabilmek hem de kuralı kapsamlıca analiz edebilmek için ek zamana sahip olacaklar.

Benzer şekilde ABD’de faaliyet gösteren şirketler için ise tarife indirimleri, ithalat maliyetlerinde memnuniyet verici bir rahatlama yaratacaktır. Çin’den gelen bazı ürünlere uygulanan yüksek tarifeler dokuz aydan uzun süredir yürürlükte olmasına rağmen, son ABD ticaret verilerine göre Çin hala Amerika’nın en büyük ticaret ortağı konumunda. Bu da, Çin’e uygulanan daha düşük tarife oranlarının ABD’li işletmelere anında fayda sağlayacağı anlamına geliyor.

Tedarik Zinciri Dayanıklılığını Artırmak İçin Şirketler Ne Yapmalı?

Dayanıklı kalmak isteyen şirketler için izlenebilecek pek çok adım var. Ancak bunların tümü ortak bir noktaya dayanıyor: tedarik zincirinde Çin bağlantılarını tespit etmek ve jeopolitik veya mineral risklerine maruz kalmayan alternatif komponent ve tedarikçileri bulmak. 

Dayanıklılığını korumak isteyen şirketler, tedarik zincirlerindeki Çin bağlantılarını tespit etmeli ve jeopolitik ya da mineral riski oluşturmayan alternatif komponent ve tedarikçiler bulmalıdır.

İşletmeler bu sürece, komponentlerinde bulunan mineralleri değerlendirmek için Full Material Declarations (FMD) toplayarak başlayabilir. Kritik minerallere sahip parçaların tespiti, bu parçaların alternatiflerini ve farklı tedarik kaynaklarını belirlemenin ilk adımıdır. Ayrıca şirketler, tedarik zincirlerini mümkün olduğunca yukarı seviyelere kadar haritalandırmalı; bu, alt kademelerdeki Çin menşeli parçalara maruziyeti ölçmeye yardımcı olur. Pek çok müşterinin Çin dışındaki tedarikçilerden parça tedarik etse de, Z2Data’nın ilişki verileri, birçok parçada şirketlerin çoğunlukla ikinci veya üçüncü kademede Çinli tedarikçilere sahip olduğunu gösteriyor. 

Son olarak, şirketler iç prosedürlerini riske göre yapılandırarak kabul edilebilir jeopolitik ve mineral risk eşiklerini tanımlayabilir. Ardından, kendi belirledikleri eşik değeri aşılan parçaları, ürünleri ve malları tespit edebilirler. Risk ve risk eşiklerini belirlemek ve tanımlamak sıradan bir iş gibi görünebilir; fakat bu süreç, alternatif tedarikçilerin bulunmasına yönelik çalışmaları basitleştirecek ve gerekçelendirecektir.

Risk ve risk eşiklerini belirlemek ve tanımlamak sıradan bir iş gibi görünse de, bu süreç, alternatif tedarikçilerin bulunmasına yönelik çalışmaları hem basitleştirir hem de gerekçelendirir.

Ekim ayında yapılan ABD-Çin ticaret anlaşması kısa vadede hemen hemen tüm küresel işletme ve sektörler için fayda sağlasa da, gerekli özeni göstererek tedarik zincirlerini haritalandırmanın ve alternatif komponentler ile tedarik zincirlerini belirlemenin önemi tartışılmaz. Eğer, tarafların bu anlaşma kapsamında gevşettiği kısıtlamalar Kasım 2026’da veya daha erken—gerilimler yeniden tırmanır, ilişkiler dalgalanır veya anlaşma ihlal edilirse—geri dönerse, hazırlıksız şirketler için ciddi tedarik zinciri sorunları oluşabilir. Kuruluşlar, çeşitli tedarik zinciri risk yönetimi (SCRM) önlemleri alarak bu düzenlemelerin yeniden başlama riskine karşı kendilerini güçlendirebilir, örneğin:

  • FMD’lerin toplanması
  • Tedarik zincirinin haritalandırılması
  • Mineral veya jeopolitik riske maruz olmayan alternatif komponentlerin belirlenmesi

Z2Data Nasıl Yardımcı Olabilir?

Z2Data, şirketlerin tedarik zinciri risklerini komponent, tedarikçi veya üretim düzeyinde tespit etmeleri ve azaltmalarına yardımcı olan sektör lideri bir tedarik zinciri risk yönetimi yazılımı ve hizmet sağlayıcısıdır. 

Z2Data ile şirketler tedarik zincirlerini güvence altına almak için şu adımları atabilir:

  • Tedarikçilerden FMD’ler toplayarak malzemelerin parçalardaki yerini belirlemek
  • Alternatif tedarikçiler ve komponent “cross”larını bulmak
  • Tedarik zincirlerinin haritalandırılması için organize bir çalışma başlatmak

Kritik mineral bağımlılıklarınız konusunda Z2Data'nın size nasıl içgörü sağlayabileceği hakkında daha fazla bilgi almak için, ürün uzmanlarımızdan biriyle ücretsiz bir deneme planlayabilirsiniz.