ESG ve CSRD: Farkları Nelerdir?

ESG ile CSRD arasındaki farkı anlamak mı istiyorsunuz? En yeni makalemiz, bu kavramların iş uygulamaları ve raporlama üzerindeki etkilerini inceliyor.

ESG ve CSRD: Farkları Nelerdir?

Öne Çıkanlar

  • ESG, etik kurumsal davranış için gönüllü bir rehberlik sunarken, AB'nin CSRD raporlaması ayrıntılı ve denetlenmiş sürdürülebilirlik raporlamasını zorunlu kılar.
  • ESG, çevresel etki, sosyal sorumluluk ve yönetişim uygulamaları üzerinde yoğunlaşarak şirketlere etik standartlarını geliştirmede yol gösterir.
  • CSRD, ESG raporlamasını finansal raporlama ciddiyetine taşımayı hedefler; binlerce işletmeyi belirli açıklama gereklilikleriyle etkiler.
  • CSRD, AB genelinde kapsamlı sürdürülebilirlik raporlamasını zorunlu kılarak kurumsal hesap verebilirliği ve şeffaflığı önemli ölçüde etkiler.
  • CSRD raporlama gereklilikleri, 2024 yılında başlayarak birkaç yıl içinde farklı şirket türleri (KOBİ'ler ve AB'de iştiraki olan yabancı şirketler dahil) için belirli son tarihlerle kademeli olarak uygulanacaktır.

Genel Bakış

Günümüzün hızla değişen kurumsal sürdürülebilirlik ortamında, ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) ve CSRD (Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi) gibi terimler giderek daha fazla karşımıza çıkıyor. Peki bu kısaltmaların gerçek anlamı nedir, birbirlerinden nasıl ayrılırlar ve işletmeler üzerinde nasıl bir etki yaratırlar?

Bu makalede, ESG'nin gönüllü rehberliği ile CSRD'nin zorunlu raporlama gereklilikleri arasındaki temel farklara ve bu direktiflerin kurumsal sürdürülebilirlik alanını nasıl şekillendirdiğine değineceğiz. 

ESG Nedir ve Neden Önemlidir?

ESG, şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim standartları ile en iyi uygulamalar üzerindeki etkilerini ve bu alanlara olan bağlılıklarını ölçmek için kullandıkları bir çerçevedir. Kuruluşların, çevreyle, genel toplumla ve kendi işletmeleri içindeki bireylerle sürdürülebilir etkileşime girip girmediklerini değerlendirmelerine olanak tanır. Bir bakıma, şirketin kendisine, “Üç temel ilkemizde doğru olanı yapıyor muyuz?” sorusunu sorması anlamına gelir.

ESG uyumluluğu son yıllarda önemli bir kurumsal trend sözcüğü haline gelmiş, hatta ABD Kongresi'nde tartışmalara neden olmuştur. Ancak çalışanlar ve tüketiciler açısından önemi tartışmasızdır. Ernst & Young tarafından yapılan bir ankette, yöneticilerin %87'si ESG girişimlerinin işlerinin başarısı için kritik olduğunu belirtirken, tüketicilerin neredeyse %80'i, “çevreye, çalışanlara veya faaliyet gösterdikleri topluma kötü davranan” şirketlerle ilişkilerini sonlandıracaklarını ifade etmiştir.

Bireysel görüşlerden bağımsız olarak, ESG kalıcıdır. İşletmeler, yükselen popülaritesini göz ardı etmemelidir. 

ESG Ne Anlama Gelir?

“ESG”—environmental, social ve governance (çevresel, sosyal ve yönetişim) kısaltması, ilk kez 2004 yılında dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın talebiyle bir grup finans kuruluşu tarafından hazırlanan bir raporda ortaya çıktı. 2000'lerdeki kurumsal sosyal sorumluluk (CSR) ve kurumsal sürdürülebilirlik girişimlerinin ardından gelen ESG, 21. yüzyılda şirketlerin ve paydaşlarının karşı karşıya kaldığı çok sayıda yeni meseleyi daha kapsamlı biçimde ortaya koydu. 

Üç ESG Sütunu

ESG’yi, kurumsal davranış ve etiği düşünmek ve ölçmek için bu kadar etkili kılan unsurlardan biri de; önceki belirsiz “kurumsal sosyal sorumluluk” kavramına kıyasla, terimin doğrudanlık ve netlik barındırmasıdır. ESG; adını aldığı üç temel “sütundan” oluşur ve bu kategorilerin her biri birbiriyle ilişkili birçok ilke ve amacı içerir. Kısaltmadaki netlik sayesinde, ilkelere uymak isteyen şirketler, etik geçmişini dikkatlice incelemek isteyen yatırımcılar ve diğer tüm paydaşlar, ESG çerçevesini amaçlarına ulaşmak için açık bir yol haritası olarak kullanabilir. 

ESG: Çevresel Sütun 

ESG’nin ilk harfi, bir şirketin faaliyetlerinin çevreye ve gezegene olan genel etkisini temsil eder. Geleneksel olarak, bu; enerji tüketimi, sera gazı emisyonları, karbon ayak izi, doğal hayat ve biyoçeşitlilik kaybı (iklim değişikliğiyle paralel ilerleyen ve yeterince dikkate alınmayan yıkıcı bir süreç) gibi konuları içerir. Ayrıca, birçok ESG direktifi, şirketlerin iklim değişikliği ile ilgili stratejiler (karbonsuzlaşma, iklime uyum sağlama, risk azaltımı gibi hedefler) geliştirmesini ve uygulamasını şart koşar. 

ESG: Sosyal Sütun 

ESG’nin sosyal sütunu, bir şirketin insanlara nasıl davrandığıyla ilgili konuları kapsar. Bu kişiler yalnızca kendi çalışanlarını değil, daha geniş kapsamlı ekosistemindeki bireyleri de içerir. Sütun, adil ücretlendirme, geçim ücreti, iş güvenliği standartları ve her türlü zorla çalıştırma, çocuk işçiliği ve istismarı reddeden işgücü uygulamaları gibi başlıkları kapsar. Ayrıca, şirketlerin etik tedarik alışkanlıkları geliştirmek ve sorumlu bir tedarik zinciri sürdürülebilirliği için aktif rol almak konusunda sorumluluk sahibi olmasını gerektirir. 

ESG: Yönetişim Sütunu 

Üçüncü sütun olan yönetişim, büyük olasılıkla ESG’nin üç harfi arasında en belirsiz ve en az konuşulanıdır. Yönetişim, çevreyi koruma veya çalışanlara ve tedarik zinciri paydaşlarına adil muamele gibi konuların gölgesinde kalsa da, en az onlar kadar önem taşır; çünkü bir şirketin kendisini nasıl yönettiğini belirler. Buna, şirketlerin iç kontrol mekanizmaları, uyumluluk tedbirleri, vergi ve muhasebe uygulamalarının ne derece şeffaf, sorumlu ve hukuka uygun olduğu gibi unsurlar dahildir. İyi kurumsal yönetişim, rüşvet, yolsuzluk ve kötü niyetli işletme uygulamalarını önler veya ortadan kaldırır. 

ESG çerçevesi yaklaşık beş yıl önce ön plana çıktığında, şirketleri hesap verebilir kılmada ve olumsuz etkilerinin sonuçlarını ortadan kaldıracak mekanizmalar geliştirmelerinde etkili bir strateji olarak benimsendi. Sonrasında ise, büyük ölçüde gönüllü hedeflere dayalı ilham verici bir kavram olmaktan çıkarak, bugün yasal bağlayıcılığı olan kuralların temelini oluşturur hale geldi. 

ESG: Erken CSR Girişimlerinin Genişlemiş Hali 

Kurumsal sürdürülebilirlik sağlamak için oluşturulmuş birçok çerçeveden söz etmek mümkündür. ESG’nin, 20. yüzyılın erken CSR girişimlerinin üzerine nasıl inşa edildiğini aktarmadan önce bazı kavramları netleştirelim:

  • ESG: Environmental, Social, Governance (çevresel, sosyal, yönetişim)
  • CSR: Corporate Social Responsibility (kurumsal sosyal sorumluluk) - CSRD ile karıştırılmamalıdır
  • CSRD: Corporate Sustainability Reporting Directive (Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi)

Her üçü de kurumsal sorumluluk ve etikle ilgili olsa da, her biri farklı amaçlara hizmet eden ayrı çerçeveler sunar.

ESG ile CSR Arasındaki Fark Nedir?

CSR ve ESG, şirketlerin çevre, toplum ve iç yönetişim üzerindeki etkilerini yönetmelerine yardımcı olmayı amaçlayan etik çerçevelerdir. Ancak süreçte izledikleri yollar farklıdır. ESG ve CSR örneğinde birinin diğerine zemin hazırladığı söylenebilir.  

CSR’nin kökleri 20. yüzyılın ortalarına dayanır; şirketlerin hem çalışanlarına hem de çevresindeki topluluklara karşı sorumluluklarını inceleme ihtiyacı hissettikleri döneme. O dönemde, aşağıdaki önemli toplumsal olaylar gibi etkenler, bu girişimlerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur:

  1. Sivil Haklar Hareketi (1950'ler ve 1960'lar): Eşitlik, iş gücü çeşitliliği ve işe alım gibi konularda protestolar ve gösteriler düzenlenmiştir.
  2. Santa Barbara Petrol Sızıntısı (1969): ABD’nin o tarihte gördüğü en büyük petrol sızıntısı olup, çevre mevzuatını teşvik eden medya dikkatine yol açmıştır.
  3. Love Canal Skandalı (1978): Hooker Chemical Company’nin yıllarca kontrolsüzce yaptığı kimyasal atık dökümü, Love Canal mahallesindeki sakinlerde ciddi sağlık sorunları ve çevresel felakete yol açmıştır. 

Bu ve benzeri gelişmeler, şirketlerin değerlerini gözden geçirmesi ve bu değerlere nasıl hizmet ettikleriyle ilgili sorgulamalar yapmasına neden olmuştur. Erken dönem CSR kapsamında öne çıkan başlıca uygulamalar şunlardır:

  1. Atık azaltımı ve enerji tasarrufuna odaklanmak
  2. Sürdürülebilir veya geri dönüştürülebilir ambalaj kullanımına geçmek
  3. Eşit fırsata sahip işe alım ve eğitim programlarını teşvik etmek
  4. Şirketin misyon ve değerleriyle örtüşen STK ve yardım kuruluşlarına bağış yapmak

Genel olarak, CSR; şirketlerin çalışanlarına ve topluma karşı sorumluluklarını yönetmek için attıkları adımlara odaklanmaktaydı. 

Bunu takip eden ESG ise farklı bir yaklaşım getirdi: ESG, yatırımcıların şirketlerin uzun vadeli büyüme ve risk yönetimini nasıl ele aldıklarını değerlendirmesini sağlayan bir çerçeve görevi gördü. ESG, özellikle hükümetlerin kurumsal hesap verebilirlikle ilgili daha fazla düzenleme getirdiği ABD Sarbanes-Oxley Yasası (2002) ve Dodd-Frank Yasası (2010) gibi düzenlemelerle önem kazandı. 

Kısacası: CSR, kurumsal sorumluluğa zemin hazırlamış, ESG ise şirketin çevresel, sosyal veya yönetişim risklerini ölçmek üzere yatırımcıya standartlaşmış bir çerçeve sunmuştur.

ESG, CSR’nin Yerini Alıyor mu?

ESG, CSR’nin yerini almaktan ziyade, ölçülebilir ve veri odaklı bir çerçeve sunarak yatırımcıların, düzenleyicilerin ve hatta tüketicilerin bir şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim sorumluluklarını nasıl yönettiğini anlamasını sağlar. 

Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) Nedir? 

Başlangıçta Avrupa Birliği’nin Finansal Olmayan Raporlama Direktifi’ne (NFRD) halef olarak tasarlanan Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) için AB ilk teklifi Nisan 2021’de yayımladı. Ertesi yılın Aralık ayında CSRD, Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlandı. Direktif, 5 Ocak 2023’te yürürlüğe girdi. 

NFRD’nin yerini alıp şirketler için daha iddialı CSRD raporlama gerekliliklerini getiren AB, kurumsal alanda şeffaflığı artırmayı ve yatırımcılara, tüketicilere ve diğer paydaşlara şirketlerin ESG etkisine daha net ve doğrudan erişim sağlamayı amaçlamaktadır. Bu düzenlemenin uzun vadeli hedefi — iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir ekonomiye geçiş — daha geniş bir vizyonun parçası olsa da, temel hedef basitçe şöyle özetlenebilir: ESG raporlamasını AB'de finansal raporlama düzeyine yükseltmek. 

Yeni düzenlemenin temel hedefi basitçe şöyle özetlenebilir: ESG raporlamasını AB'de finansal raporlama düzeyine yükseltmek. 

NFRD’nin yerini alıp daha iddialı CSRD raporlama gereklilikleri getiren bu yeni AB direktifi, kurumsal alanda şeffaflığı artırmayı ve yatırımcılara, tüketicilere ve diğer paydaşlara şirketlerin ESG etkisine daha net ve doğrudan erişim sağlamayı amaçlamaktadır.

Yeni AB direktifi, sürdürülebilirlik kavramını temel alarak AB’nin 27 üye ülkesinde faaliyet gösteren binlerce işletme için geniş kapsamlı ESG raporlaması gereklilikleri getirmektedir. Bu yükümlülükler, şirketlerin yapması gereken belirli açıklamaları ortaya koyan 12 kategoriden oluşan Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nda (ESRS) gruplandırılmıştır. Standartlar 2023’te kabul edildiğinde, AB Finansal Hizmetler, Finansal İstikrar ve Sermaye Piyasaları Birliği Komiseri Mairead McGuiness, standartları “AB'nin sürdürülebilir finans gündeminin destekçisi önemli bir araç” olarak nitelendirdi. Şirketlerin, “yeşil mutabakat hedefine ulaşmak için attıkları adımları göstermelerine” olanak tanıyacağını belirtti. 

CSRD Raporlama Standartları Nelerdir?

Standartlar doğrudan CSRD’yi şekillendiren çerçeveyi referans alan dört kategoriye ayrılır: çevresel, sosyal, yönetişim ve “genel/kapsayıcı.” Bu kategoriler, üç sütun çevresindeki tüm konuları kapsayacak hem kapsamlı hem de detaylı açıklama zorunluluklarını içerir. Şirketlerden; çevresel etkilerinin kesin ölçümlerinden, tedarik zinciri boyunca işgücü uygulamalarına kadar geniş yelpazede birçok konuyu raporlamaları beklenir. İlgili kişi ve işletmeler, CSRD gerekliliklerinin tam metnine Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nden ulaşabilir. 

Çevresel Standartlar

  • İklim Değişikliği
  • Kirlilik
  • Su ve Deniz Kaynakları
  • Biyoçeşitlilik ve Ekosistemler
  • Kaynak Kullanımı ve Döngüsel Ekonomi

Sosyal Standartlar

  • Kendi İşgücünüz
  • Değer Zincirindeki İşçiler
  • Etkilenen Topluluklar
  • Tüketiciler ve Nihai Kullanıcılar

Yönetişim Standartları

  • İş Davranışları

Kapsayıcı Standartlar

  • Genel Gereklilikler
  • Genel Açıklamalar 

CSRD Uyumluluk Gereklilikleri

Direktifin ayrıntılarına ve ilgili metinlere geçmeden önce, kurumların CSRD raporlama yükümlülüklerinin ne tür şirketleri kapsayacağını ve bu yükümlülüklerin hangi tarihlerden itibaren geçerli olacağını bilmesi gerekir. 

CSRD Gerekliliklerine Hangi Şirketler Uymalı?

AB, CSRD raporlamasına tabi olan şirketleri dört ana gruba ayırmıştır. 

  • Halka Açık Şirketler: AB düzenlemelerine tabi bir borsa piyasasında işlem gören şirketlerin çoğunu kapsar. Burada önemli bir istisna, AB’nin belirlediği belirli kriterlerin altında kalan “mikro işletmeler”dir. 
  • Halka Açık Olmayan Büyük Şirketler: AB’de faaliyet gösteren ve ardışık iki yıl boyunca bu üç kriterden ikisini karşılayan şirketleri kapsar: en az 20 milyon avro toplam varlık; en az 50 milyon avro net ciro ve yıl boyunca ortalama en az 250 çalışan. 
  • KOBİ'ler: Avrupa Komisyonu bu grubu, AB düzenlemelerine tabi borsada işlem gören küçük ve orta ölçekli işletmeler (mikro işletmeler burada da hariçtir) olarak tanımlar. 
  • AB’de İştirak Sahibi Yabancı Şirketler: Dördüncü grup ise hem AB’de iştiraki olan hem de yıllık AB cirosu (son iki yılın ortalamasına göre) 150 milyon avroyu aşan yabancı şirketleri kapsar. 

CSRD Raporlama Gereklilikleri Nelerdir?

CSRD raporlama gereklilikleri, önümüzdeki yıllara yayılan karmaşık ve kademeli bir programla yürürlüğe girecek. AB Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu, CSRD uyumluluğu için takvimlerini yakın tarihli bir “Mevzuat Takviminde” ortaya koymuştur.

Ayrıca, bu yılın Nisan ayında itibaren, AB dışı merkezli şirketler ve belirli sektör bazlı standartlar için CSRD raporlama gerekliliklerinde iki yıllık bir erteleme onaylanmıştır. Muaf tutulan şirketlerin, CSRD ile uyum sağlamak için artık 30 Haziran 2026’ya kadar süresi vardır.

  • 1 Ocak 2024’ten itibaren, halihazırda AB’nin NFRD’sine tabi tüm AB’li şirketler, CSRD raporlama gerekliliklerine uymak zorundadır. Bu şirketlerin raporlamaları 2025’te teslim edilecektir. 
  • 1 Ocak 2025’ten itibaren, halen NFRD’ye tabi olmayan ancak halka açık olmayan büyük şirket kriterlerini karşılayan tüm şirketler bu gerekliliklere tabi olacaktır. Bunların raporu 2026’da teslim edilecektir. 
  • 1 Ocak 2026’dan itibaren, AB düzenlemelerine tabi borsada işlem gören tüm KOBİ’ler bu raporlamalara tabi olacaktır. Kapsama giren KOBİ’lerin raporları 2027’de teslim edilecektir. 
  • 1 Ocak 2028’den itibaren, yukarıda belirtilen ciro eşiğini karşılayan AB’de iştiraki olan tüm yabancı şirketler raporlamaya başlayacaktır. Bu yabancı şirketlerin raporları ise 2029’da teslim edilecektir.  

ESG ile CSRD Arasındaki Farklar Nelerdir?

Öncelikle bu iki çerçeveyi ayıran temel unsurları inceleyelim. ESG ve CSRD birbirine yakın ama kurumsal dünyada farklı roller üstlenir. ESG, şirketlere, etik ve sürdürülebilirlik uygulamalarını gönüllü olarak ele alma ve raporlama fırsatı sunan bir yapı olarak ortaya çıktı. Şirketlere, çevre etkilerini iyileştirme, çalışanlara adil davranma ve şeffaf yönetişim sağlama konusunda rehberlik etti.

Öte yandan, CSRD ESG ilkelerini zorunlu hale getirir. ESG’nin ilham verici hedeflerini, bir şirketin sürdürülebilirlik uygulamalarına ilişkin ayrıntılı ve denetimli raporlar gerektiren, yasal olarak bağlayıcı düzenlemelere dönüştürür. ESG bir yol haritası sunarken, CSRD raporlama bu yolu zorunlu kılar; böylece AB içindeki şirketlerin katı raporlama standartlarına uymasını sağlar.

Özetle, ESG etik kurumsal davranış için bir çerçeve; CSRD ise AB’de bu ilkelere uyumluluğu zorunlu kılan bir düzenleyici direktiftir.

ESG Raporlama Yaklaşımları: Üçüncü Taraf Denetimi ve “Çifte Önemlilik” 

CSRD kapsamındaki yükümlülüklerin tamamını bu makalenin kapsamı aşsa da, iki önemli zorunluluk, şirketlerin ESG raporlamasını nasıl gerçekleştirdiği üzerinde kapsamlı etkiye sahip olduğu için detaylandırılmaya değerdir. 

İlk olarak, CSRD kapsamındaki tüm şirketlerden sürdürülebilirlik verilerinin dış denetime tabi tutulması istenecek. 2025’ten itibaren, işletmelerin dışarıdan bir denetçiden “sınırlı güvence” sağlaması gerekecek. Yönergenin ilerleyen safhalarında, 2028’de ise “makul güvence” standartları hayata geçirilecek; bu da üçüncü tarafça daha titiz bir analiz gerektirecektir. 

Daha da kritik olan ise “çifte önemlilik” kavramıdır. Çifte önemlilik, hem “etki önemliliği” — bir şirketin üç ESG sütununda yarattığı belirli ve ölçülebilir etkiler — hem de “finansal önemlilik” — bu sürdürülebilirlik meselelerinin işletmenin finansallarına olan sonuçları — olmak üzere iki boyutta değerlendirilen bir raporlama standardını ifade eder. Reuters'ta açıklandığı gibi, CSRD kapsamındaki çifte önemlilik “kuruluşların, hem çevresel ve sosyal konular üzerindeki dışa dönük etkilerinin hem de bu sürdürülebilirlik meseleleriyle finansal sonuçları arasındaki bağlantının değerlendirilmesini zorunlu kılar.” 

Çifte önemlilik, hem bir şirketin üç ESG başlığında yarattığı ölçülebilir etkileri hem de sürdürülebilirlik konularının işletmenin finansallarına olan etkilerini raporlayan bir standarttır.

Çifte önemlilik değerlendirmeleri karmaşık, çok boyutludur ve son derece detaylı bilgi gerektirir. Talep edilen veri miktarının büyüklüğü nedeniyle, pek çok şirketin bu yükümlülükleri yerine getirmek için çeşitli iç departmanları bir araya getirip kaynaklarını verimli kullanması gerekecektir. Dolayısıyla, Avrupa Komisyonu’nun CSRD uyum takvimi ilk bakışta cömert görünse de, şirketlerin uyumluluğu sağlamak için ciddi hazırlık ve donanıma sahip olması gerekir. İdari kurumun talep ettiği bilgi yoğunluğu ve şirketlerin bu kapsamlı bilgileri toplayabilmek için sıfırdan kurmaları gerekebilecek yeni mekanizmalar, binlerce işletme için önemli bir operasyonel zorluk teşkil edecektir.

ESG başlangıçta, büyük işletmelerde iyi yönetişimi teşvik etmek ve sürdürülebilirlik uygulamalarını ölçmek için kullanılabilecek bir çerçeve olarak ortaya çıkmış olsa da, CSRD; bu ilham verici kavramı, Avrupa genelinde yaygın biçimde düzenleyici yasalara dönüştürmüştür. Karbon ayak izini azaltmaya çalışmak, adil iş gücü uygulamaları uygulamak ve ESG ilkelerini takip etmek bir şeydir; ancak binlerce şirketin yeni yeni deneyimlemeye başladığı gibi, bu ilkelere titizlikle uyduğunuzu detaylı şekilde raporlamak, yasal olarak bağlayıcı yükümlülüklerle hareket etmek çok daha ciddi ve kapsamlı bir süreçtir. 

Özet

  • ESG, etik kurumsal davranış için gönüllü rehberlik sunarken, AB'nin CSRD düzenlemesi ayrıntılı ve denetimli sürdürülebilirlik raporlamasını zorunlu kılar.
  • ESG, çevresel etki, sosyal sorumluluk ve yönetişim uygulamaları üzerinde yoğunlaşarak şirketlere etik standartlarını geliştirmede yol gösterir.
  • CSRD, ESG raporlamasını finansal raporlama ciddiyetine taşımayı hedefler ve belirli açıklama zorunlulukları ile binlerce işletmeyi etkiler.
  • CSRD, AB genelinde kapsamlı sürdürülebilirlik raporlamasını zorunlu kılarak kurumsal hesap verebilirlik ve şeffaflıkta büyük etki yaratır.
  • CSRD raporlama gereklilikleri, 2024’ten itibaren birkaç yıl içinde, KOBİ’ler ve AB’de iştiraki olan yabancı şirketler dahil olmak üzere farklı şirket türleri için belirli tarihlerle kademeli olarak yürürlüğe girecektir.