ABD ile Çin Arasındaki Çılgın, Dönüm Noktası Niteliğindeki, Milyar Dolarlık Çip Savaşlarının Kısa Tarihi

Çin ile ABD arasındaki çip savaşları giderek tırmanıyor. Peki neden başladı, neler tehlikede ve üreticiler nasıl etkilenebilir?

ABD ile Çin Arasındaki Çılgın, Dönüm Noktası Niteliğindeki, Milyar Dolarlık Çip Savaşlarının Kısa Tarihi

ABD ile Çin arasındaki yarı iletkenler üzerindeki giderek tırmanan mücadelede tek bir başlangıç hamlesi tespit etmek oldukça zordur. Yasaklar, ihracat kontrolleri ve kısıtlamalar, lisans gereksinimleri, misilleme eylemleri ve bunlara eşlik eden küresel gerilimler, jeopolitik arenada adeta kalıcı bir arka plan gürültüsüne dönüşmüş durumda. Kimileri, bunun 21. yüzyılın şüphesiz en hayati ve yenilikçi teknolojisi etrafında şekillenen yeni bir Soğuk Savaş seviyesine ulaştığını bile savunuyor. 

Yine de bir başlangıç noktası arayacak olursak, ABD Ticaret Bakanlığı’nın Mayıs 2020’de yaptığı “ABD teknolojisini kullanan dünya çapındaki firmaların, Çinli telekom devi Huawei için yarı iletken tasarlamasını ya da üretmesini yasaklayacağı” duyurusu işaret edilebilir. (Yeni düzenlemelerden muaf olmak isteyen şirketlerin, Huawei ile işbirliğini sürdürmek üzere özel lisans başvurusu yapmaları gerekiyordu.) 

ABD kurumunun 2020’deki bu kararnamesinin etkileri neredeyse anında hissedildi. Birkaç gün içinde, dünyanın en büyük yarı iletken üreticisi olan ve %55 civarında pazar payına sahip olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC); ABD’nin yeni açıkladığı ihracat kontrolleriyle uyum sağlamak amacıyla Huawei’den gelen yeni siparişleri kabul etmeyi durdurdu. TSMC’nin bu yanıtı, her iki firma için de önemli sonuçlar doğurdu. Huawei, TSMC’nin Apple’dan sonraki en büyük ikinci müşterisiydi ve ileri seviye çipler için ağırlıklı olarak TSMC’ye bağımlıydı. ABD’nin yaptırımları ve sonrasında tedarik zincirinin darbe almasıyla Huawei’nin mali sonuçları özellikle birkaç yıl boyunca ağır zarara uğradı. Mart ayında, şirketin 2022 yıllık karı önceki yıla göre yaklaşık %70 oranında bir düşüşle bildirildi.  

ABD Ticaret Bakanlığı’nın Huawei’ye yönelik yaptırımlarının üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçti ve “wafer savaşları” daha da şiddetlendi. ABD ve Çin, karşı tarafın kritik teknolojilere erişimini kısıtlayıp, en büyük ve güçlü teknoloji firmalarını zayıflatmak için çeşitli stratejik önlemler devreye aldı. Ancak bu çok katmanlı çatışmanın jeopolitiğe, küresel yarı iletken sanayisine ve hatta mikroişlemcilerin dünya sahnesindeki rolüne etkilerine daha derinden bakmadan önce, ABD’nin Çin’e karşı böylesine agresif ve adeta hasmane bir tutum sergilemesinin nedenlerini incelemek faydalı olacaktır. 

Sonuçta, çip savaşlarının öngörülemezliği ve iki süper güç arasındaki tırmanan gerilim ne kadar konuşulsa da, gerçekte Washington’un Çin Halk Cumhuriyeti’ne yönelik eylemlerinde son derece kasıtlı ve kararlı olduğu ortadadır. Elbette asıl soru, bunun nedenidir?

ABD’nin Çin’e Yönelik Kısıtlamalarının Stratejik Arka Planı

ABD ile Çin arasındaki ileri düzey yarı iletken teknolojileri ihtilafı üzerine yapılan çoğu analiz ve haber, ülkelerin attığı somut adımlara odaklanmakta. Bunlar arasında yaptırımlar, ihracat kontrolleri ve diğer önemli ülkelerin de benzer kısıtlayıcı önlemler almasını sağlama çabaları öne çıkıyor. Ancak, özü itibarıyla bu çip savaşında derinlemesine saplanmamıza sebep olan unsurlar yeterince irdelenmiyor. 

Bazı ipuçları, üst düzey hükümet yetkililerinin açıklamalarından çıkarılabilir. Örneğin 2022’de Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan şöyle söyledi: “Daha önce ‘kayarak ilerleyen ölçek’ yaklaşımını sürdürüyor ve yalnızca birkaç nesil ilerde kalmamız gerektiğini savunuyorduk. Bugün bulunduğumuz stratejik ortam bu değil. Gelişmiş mantık ve bellek çipleri gibi bazı temel teknolojilerin niteliği gereği, mümkün olduğunca büyük bir farkı muhafaza etmeliyiz.” Yani Biden Yönetimi, teknolojik üstünlüğünü korumayı ABD çıkarları ve ulusal güvenliği için kritik görüyor. Bu sert idari tutumun gerekçesi ise, ABD’li yetkililerin ciddi endişe duyduğu görece yeni bir Çin politikasından; “Askeri-Sivil Füzyon”dan kaynaklanıyor. 

Çin’in MCF Doktrini 

Başkan Xi Jinping geçen yıl yaptığı açıklamada, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2049 yılına kadar Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nu (PLA) “dünya çapında bir askeri güç” haline getirme vizyonunu net şekilde ortaya koydu. Bu iddialı hedefe ulaşmak için izlenen kilit stratejilerden biri de Askeri-Sivil Füzyon (MCF). MCF, Çin’in teknoloji ve bilim sektörlerini dönüştürerek bu alanlardaki ilerleme ve inovasyonun doğrudan ve anında askeri gelişime aktarılmasını sağlayan kapsamlı bir ulusal proje. Çin Komünist Partisi (ÇKP), ticari teknoloji sektörünü ülkenin askeri ve savunma birimleriyle çok daha yakın bir şekilde bütünleştiren yeni bir ulusal yapı kuruyor. 

Bu dönüşüm politikasının lojistik detaylarının büyük bölümü, Çin dışında çok az biliniyor. Ancak giderek daha açık şekilde görülen şu ki, ÇKP belirli teknolojilerin önümüzdeki nesil savaşlarda, devlet düzeyinde, gelişmiş ulusal güvenlik ve jeopolitik üstünlükte kritik, hatta belirleyici rol oynayacağına inanıyor. Söz konusu teknolojiler arasında kuantum bilişim, nükleer teknoloji ve en başta yapay zeka (AI) bulunuyor. 

MCF stratejisinin bir ayağı da, yarı iletken tabanlı pek çok teknolojinin “çift kullanımlı” (hem savunmada hem de ticari alanda uygulanabilir) olduğu gerçeğinden faydalanmak. Endüstriyle ortaklıklar, Çin’in teknoloji firmalarının geliştirdiği her türlü yeniliği doğrudan ulusal güvenlik altyapısına akıtmasına olanak tanıyor. Daha açıkçası, ÇKP özel sektörünü tamamen askerileştirmenin ilk aşamalarında denebilir. Bu doktrini çeşitli yöntemlerle uygulamaya koyuyor; bunlar arasında özel şirketlere yatırım yapmak, akademik işbirliğini yönlendirmek, istihbarat toplamak ve ABD’nin iddiasına göre küresel rakiplerden teknoloji çalmak da yer alıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre, “ÇKP, gizli ve şeffaf olmayan şekillerde, dünyanın vatandaşlarının, araştırmacılarının, akademisyenlerinin ve özel sektörünün entelektüel mülkiyetini, temel araştırmalarını ve teknolojik ilerlemelerini edinerek askeri amaçlarına hizmet ediyor.” 

MCF’yi ve bu çip krizine ağır dramatik bir boyut kazandıran karmaşık koşulları anlamak, ABD hükümetinin neden böylesine sert ve tek taraflı davrandığını aydınlatmada çok yardımcı olacaktır. Savunma ve Dışişleri Bakanlığı açısından bakıldığında; ÇKP uluslararası normları ihlal ediyor, küresel kurumları ve özel şirketleri sinsice askeri gündemine hizmet ettirmek için kullanıyordu. Bu açıdan, ABD’nin yaptıkları yeni bir Soğuk Savaş başlatmak değil, küresel düzeni istikrarsızlaştıran çok boyutlu bir çatışmaya misilleme yapmak şeklinde okunmalı. 

Çin’in Askeri Hedeflerinin Tehdidi

MCF’nin kendi başına izole bir politika olmadığını da hatırlamak gerekir; daha büyük jeopolitik hedefler bağlamında incelenmesi zorunlu. Son yıllarda, ÇKP Hint-Pasifik bölgesindeki etkisini artırmak ve Güney Çin Denizi’ni militarize etmek yoluyla daha cüretkar davrandı. Ayrıca, Xi Jinping’in Tayvan’ı açık şekilde önemsediği ve adanın ilhakı ya da “yeniden birleşmesi” hayalini kurduğu sır değil. “Çin ulusunun büyük canlanışı” için Xi’nin Tayvan üzerinde kontrolü kritik bulduğuna dair pek çok kanıt mevcut. 

Washington, bu tırmanan adımları ve Pekin’in milliyetçi hedeflerini hem kendi ulusal güvenliği hem de diğer Asya ülkelerinin güvenliği açısından ciddi bir tehdit olarak görüyor. ABD Savunma Bakanlığı’nın 2022 tarihli Kongre raporunda bu durum şu şekilde özetleniyor: “ÇHC’nin stratejisi, ulusal gücün tüm unsurlarını bir araya getirerek ve kullanarak, sistemler arası kalıcı bir rekabet ortamında ÇHC’yi ‘lider konuma’ getirmeye yönelik azimli bir çaba içeriyor.” 

MCF, ÇKP’nin “büyük canlanma” hedefi, Hint-Pasifik’teki saldırganlık ve teknolojik casusluk olaylarını birlikte düşündüğümüzde; ABD hükümetinin stratejik üstünlük sağlamak için radikal önlemler almak zorunda hissettiği görülüyor. Emsali pek olmayan bu yaptırımlar ileri düzey yarı iletken egemenliği rekabetinden fazlasını temsil ediyor; ABD’nin, Çin’in dünya liderliğine talip olduğu artık saklanamayan hırslarına karşı koymaya çalıştığını gösteriyor. 

ABD’nin Yarı İletken İhracat Kısıtlamaları 

ABD en azından 2020 yılından beri daha küçük kapsamlı yaptırımları uygulamaya koymuş olsa da—ilk olarak ABD teknolojisi kullanan firmaların Huawei için çip tasarlamasını veya üretmesini yasaklamıştı—gerçek anlamda kapsamlı ilk ihracat kontrol seti geçtiğimiz sonbaharda hayata geçirildi. 

Ekim 2022 Yarı İletken İhracat Kontrolleri 

7 Ekim 2022’de Ticaret Bakanlığı’na bağlı Sanayi ve Güvenlik Bürosu (BIS), ÇHC’nin yarı iletkenlere, yarı iletken üretim ekipmanlarına, yüksek performanslı çip içeren bilgisayar ve donanımlara erişimini ciddi şekilde kısıtlayacak kapsamlı düzenlemeler yayınladı. Aşağıda, bu dosyadaki ana kontrol önlemlerinin kısa bir özeti yer almaktadır. 

Commerce Control List'e (CCL) Eklemeler 

BIS, belirli yarı iletkenleri ve bu yarı iletkenlere dayalı “elektronik montajları” Commerce Control List’e (CCL) ekledi. CCL, BIS’nin yürüttüğü ve uyguladığı Export Administration Regulations (EAR - İhracat İdaresi Düzenlemeleri)’ın bir parçasıdır. EAR, ticari ve askeri kullanımı olan (“çift kullanımlı”) ürünlerin ihracatını düzenler (elektronikler, nükleer materyaller, havacılık donanımı dahil). 

CCL’ye alınan maddelere, sınıflandırmanın kapsamını ve lisans gereksinimlerini belirten bir Export Control Classification Number (ECCN) atanır. BIS’in Ekim 2022 beyanında şu yeni ECCN’ler yer aldı:

  • 3A090: Bu yeni ECCN, belirli çip mimarilerine (grafik işleme birimleri ve tensör işleme birimleri dahil) ve belirli performans eşiklerini aşan yarı iletkenlere yöneliktir. 
  • 3B090: Bu ECCN, “özellikle tasarlanmış parçalar, bileşenler ve aksesuarlar” dahil olmak üzere çip üretim ekipmanlarını kapsar. 
  • 4A090: Bu kod, 3A090’da belirtilen yarı iletkenleri içeren bilgisayarlar, elektronik montajlar ve bileşenlere yöneliktir. 
  • BIS ayrıca, 3A090 ve 4A090 kapsamındaki donanımların geliştirilmesiyle ilgili yazılım ve teknolojileri kapsayan 3D001, 3E001, 4D090 ve 4E001 ECCN’lerini de ekledi. 

Yeni Yabancı Doğrudan Ürün Kuralları (FDPR)

Yeni ECCN’lara ek olarak, BIS iki yeni Yabancı Doğrudan Ürün Kuralı (Foreign Direct Product Rules - FDPR) oluşturdu. EAR kapsamında yer alan FDPR’ler, BIS’nin; EAR düzenlemesine tabi teknolojiyle üretilen belirli yurtdışı menşeli ürünler üzerinde ihracat kontrolü uygulamasına olanak tanır. İlk yeni FDPR, 15 CFR § 734.9(h), belirli bilgi işlem ürünlerinin ÇHC’ye gönderilmesi veya yarı iletken geliştirmek amacıyla ÇHC merkezli kuruluşlar tarafından kullanılmasını düzenler. 

İkinci FDPR, 15 CFR § 734.9(i), özellikle süper bilgisayarlara yöneliktir. Bu kural, kapsamındaki ürünlerin; “bilgisi dahilinde”, tasarımında, geliştirilmesinde, üretiminde veya operasyonunda kullanılacaksa, ya da Çin’de bulunacak ya da oraya gönderilecekse kontrol altında tutulmasını öngörür.

Entity List (Varlık Listesi) Değişiklikleri 

Son olarak, 7 Ekim’deki ihracat kontrolleri, Export Administration Regulations kapsamında yönetilen ve “ABD’nin ulusal güvenlik veya dış politika çıkarlarına aykırı faaliyetlerde bulunduğu veya bulunma riski taşıdığı makul şekilde düşünülen kişi ve kuruluşları” içeren Entity List kısıtlamalarında önemli değişikliklere yol açtı. Güncelleme, EAR’ye tabi yurtdışı menşeli ürünlerin kapsamını genişletiyor ve özellikle Çin’de bulunan ve Entity List’te yer alan 28 kişi ve kuruluşa gönderilecek ürünleri hedef alıyor.

Ekim 2023’te ABD’nin Çin’e Yönelik İhracat Kontrollerinin Genişletilmesi 

ÇHC’de 2022 ihracat kontrollerinin yürürlüğe girmesinden birazdan fazla bir süre sonra, 17 Ekim 2023’te BIS yeni düzenlemeler yayınladı. Bu düzenlemeler, 2022 kontrollerini güçlendirme, parametrelerini iyileştirme, ortaya çıkan boşlukları kapatma ve bazı durumlarda da lisans gereksinimi kapsamındaki teknoloji ve donanımların kapsamını genişletme amacı taşıyor. 

  1. Kısıtlama Kriterlerinin Güncellenmesi: En önemli değişiklik, BIS’in kısıtlamalarına tabi olan gelişmiş çip türlerinin parametrelerini ilgilendiriyor. Ajansa göre, ilk parametreler Çin’in ileri yapay zeka modeli eğitimi yapabilecek yarı iletkenlere erişimde fırsat tanıdı. Bu boşluğun kapatılması için IBS artık toplam işlem performansı (TPP) ve performans yoğunluğunu, hangi yarı iletkenlerin kontroller ve kısıtlamalar kapsamında değerlendirileceğinde eşik olarak kullanıyor. Center for Strategic and International Studies’in ifadesiyle "bu, BIS’ye AI çipleri konusunda çok daha geniş bir yetki veriyor ve Çin’in bu tür çiplere erişimini büyük oranda kesiyor.” 
  1. Kontrollü Ekipman Listesinin Genişletilmesi: İkinci yeni kural, yarı iletken üretim ekipmanı (SME) ile ilgili. Kontrollü SME listesine, 16 nanometre altı lojik çip üreten özel ekipmanlar da dahil olmak üzere çok sayıda yeni ürün eklendi. Ayrıca SME kuralından etkilenen ülke sayısı 23’e çıkarıldı. 
  1. Entity List’e Yeni Eklentiler: Son yeni düzenleme ile 13 Çinli firma ABD Entity List’ine alındı. Bunlar arasında Beijing Biren Technology Development Co. Ltd. ve Light Cloud (Hangzhou) Technology Co. Ltd. var. Bu firmalar, ABD ulusal güvenliğini tehdit eden askeri amaçlara yönelik yapay zeka geliştirme faaliyetlerinde bulundukları gerekçesiyle Entity List’e eklendi ve ayrıca FDPR kısıtlamalarına tabi. 

Çin’in Misilleme Önlemleri 

Çin, ABD’nin uyguladığı kısıtlamaların kapsam ve büyüklüğüyle aynı ölçüde hareket etmese de, Amerikan endüstrisini cezalandırmaya yönelik bazı önemli yaptırımlar uyguladı. Bu yıl Mayıs ayında Çin, güvenlik gerekçesiyle ülke genelindeki kritik ulaştırma projelerinde Micron çiplerinin kullanılmasını yasakladı. Çin Siber Uzay İdaresi (CAC) yaptığı açıklamada “Micron ürünlerinin ciddi siber güvenlik riskleri taşıdığını ve bu durumun Çin’in hayati bilgi altyapısının tedarik zincirini, dolayısıyla da ülke güvenliğini tehlikeye attığını” belirtti. 

Sadece iki ay sonra, Temmuz’da Çin, 38 ürünün ihracatına kısıtlama getireceğini duyurdu. Bunlar arasında yarı iletken üretimi için kritik öneme sahip iki kimyasal olan galyum ve germanyum da var. Bu kimyasalları ihraç etmek isteyen Çin kuruluşlarının Çin Ticaret Bakanlığı’ndan (MOFCOM) lisans alması gerekecek. (Önemli bir nokta olarak, ihracat lisansı başvurularında son kullanıcılar da tanımlanmak zorunda.) 

ÇKP’den gelen mesajlar zaman zaman çelişkili ve muğlak olsa da, eski Ticaret Bakan Yardımcısı Wei Jianguo bu konuya oldukça net bir açıklık getirdi: “Bu, Çin’in karşı önlemlerinin sadece başlangıcı,” dedi Wei China Daily’ye, “ve Çin’in araç kutusunda kullanabileceği daha pek çok yöntem mevcut.” 

Çin-ABD Çip Savaşları Zaman Çizelgesi

  • Mayıs 2020: ABD Ticaret Bakanlığı, ABD teknolojisini kullanan firmaların Huawei için yarı iletken tasarlamasını ve üretmesini yasakladığını duyurdu. 
  • Ekim 2022: ABD Sanayi ve Güvenlik Bürosu, yarı iletken donanımları, SME ve ilgili birçok teknolojide ihracat kontrolleri uygulamaya koydu. Ayrıca, FDPR kısıtlamalarını Çin’e gidecek belirli bilgi işlem ürünlerini de kapsayacak şekilde genişletti ve Entity List’teki 28 Çinli kuruluş üzerindeki kısıtlamaları sıkılaştırdı. 
  • Mart 2023: Japonya ve Hollanda, yarı iletken teknolojileri ve gelişmiş imalat ekipmanları konusunda ayrı ayrı yeni ihracat kontrolleri açıkladı. Her iki ülke de Çin’i doğrudan hedef göstermemiş olsa da, bu önlemler, ABD ile dayanışma ve çok taraflılık göstergesi olarak yaygın şekilde değerlendirildi. 
  • Mayıs 2023: Çin, Micron çiplerinin hayati ulusal altyapı projelerinde kullanılmasını yasakladığını duyurdu. 
  • Ağustos 2023: ÇHC, galyum ve germanyum ihracatını kısıtladı. 
  • Ekim 2023: BIS, Çin’e yönelik 2022 ihracat kontrollerini genişletti. Ajans, SME ihracatı üzerindeki kısıtlamaları artırdı ve 13 Çinli firmayı Entity List’e ekledi. 

Yarı İletken Kısıtlamalarının Şirketler ve Tüketiciler Üzerindeki Sonuçları 

Bu karmaşık yaptırım ve karşı yaptırım ağı, özellikle bireysel şirketleri ve bir ölçüde küresel tüketicileri etkisi altına almaya aday. Huawei ve Micron gibi şirketler, milyar dolarlara varan kayıplarla halihazırda bu yaptırımların etkilerini yoğun olarak hissediyor. 

Öte yandan, ABD’li çip üreticisi Nvidia, ABD’nin en son ihracat kontrollerinden orantısız şekilde etkileniyor. Yeni kurallar, firmanın Çin’e sattığı AI ile ilişkili birçok çipi hedefleyerek, önceki düzenlemedeki bir boşluğu kapatmayı amaçlıyor. Bu ürünler arasında Nvidia'nın A100, A800, H100 ve H800 modelleri yer alıyor. Wall Street Journal haberine göre, şirketin 5 milyar dolardan fazla ileri seviye çip satışını kaybedebileceği tahmin ediliyor. 

Çip savaşlarının bireysel tüketiciler üzerindeki etkisini ölçmek ise nispeten daha zor. Küresel tedarik zincirleri, özellikle Çin tarafında, bu yaptırımlardan etkilenmiş olsa da, ÇHC bugüne dek ABD ürünlerini ciddi ölçüde etkileyebilecek derecede ağır kısıtlamalar uygulamadı. Uzun vadede, ABD ve Çin ekonomilerinin ve tedarik zincirlerinin “ayrışması”, özellikle yarı iletken teknolojisi alanında, en somut şekilde yerel çip ekosistemi dönüşümüyle hissedilebilir. 

Amerika, Çin’i ileri teknoloji donanımlarından ve kaynaklardan koparmayı sürdürürken; yarı iletken alanında on binlerce yeni Amerikan işine dayalı bağımsız bir tedarik zinciri geliştirmeye odaklanıyor. Silahlı bir çatışma ya da apaçık bir savaşı saymazsak, bu nesil çatışmanın Amerikalılar üzerindeki en kalıcı mirası büyük olasılıkla bu olacak.