Lityum, “beyaz altın” olarak da bilinen, yumuşak, gümüş-beyazı bir alkali metaldir. Lityumun birçok kullanım alanı vardır ancak en değerli olanlardan biri, elektrikli ve hibrit araçlarda, cep telefonu ve dizüstü bilgisayar gibi taşınabilir tüketici elektroniğinde yaygın olarak kullanılan şarj edilebilir lityum-iyon pillerinin temel bileşenidir.
Geçtiğimiz yıl Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP26), ülkeler 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu hedefini belirleyen Paris Anlaşması’nı yeniden teyit ettiler ve fosil yakıtlara bağımlılıktan uzak bir geleceğin, iklim değişikliğini yavaşlatmak istiyorsak hayati önem taşıdığını vurguladılar. Bu plan, alternatif temiz enerjinin üretimi ve depolanmasının yanı sıra ulaşım endüstrisinin elektrifikasyonuna bağlıdır.
Lityum, dünya genelindeki şebeke enerji depolamasının %90’ından fazlasında özellikle rüzgar ve güneş enerjisi depolanmasında kullanılmaktadır. AB’nin Rus doğalgazına bağımlılığını azaltma planı, lityum pil depolama talebini önemli ölçüde artıracaktır.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2050 yılına kadar dünya genelinde 2 milyar elektrikli aracın (EV) yollarda olması gerektiğini ifade etmektedir. COP26’da ise 30’dan fazla ülke, 2040 yılına kadar yeni benzinli ve dizel araç satışını durdurma taahhüdünde bulunmuştur.
Her elektrikli aracın bir pile ihtiyacı olduğu ve bu pillerin lityum, kobalt, nikel, manganez ve grafit gibi çeşitli hammaddelerden üretildiği dikkate alındığında, bu hammaddelere olan talebin önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artması beklenmektedir.
Lityum Tedarik Zorlukları & Risk Faktörleri
ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'na göre, dünya genelindeki lityum rezervleri yaklaşık 22 milyon ton civarındadır ve küresel lityum üretimi geçtiğimiz yıl 100.000 ton olmuştur. Şu anda dünyada kullanılan lityumun %90’ı Avustralya, Şili ve Çin’den sağlanmaktadır.
IEA dünyada 2025 yılına kadar bir lityum kıtlığı yaşanabileceğini bildirmektedir. Bu beklenen kıtlığın iki temel nedeni bulunmaktadır. Birincisi, arz ve talep dengesidir.
Elektrikli araçların pazara girişi projeksiyonlarına, her batarya takımında gereken lityum miktarına ve hâlihazırda çıkarılan lityum hacmine bakıldığında tedarik zincirinde bir açık olduğu göze çarpmaktadır.
İkinci faktör ise orta ve alt tedarik zinciri kısıtlarıdır.
:quality(85))
Şu anda Şili ve Çin, orta seviye lityum tuzu piyasasını domine etmekte, Çin ise küresel lityum hidroksit ihracatının yarısından fazlasını sağlamaktadır. Ayrıca Çin, hem kendi yerli elektrikli araç endüstrisi için hem de ihracat amacıyla dünyanın önde gelen lityum katot, batarya hücresi ve batarya paketleri üreticisidir.
:quality(85))
Lityumun küresel tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi, ülkelerin stratejik risk azaltımı ve enerji bağımsızlığı açısından kritik öneme sahiptir.
Lityum Çıkarımının ESG Etkileri
Lityum madenciliği, yüksek oranda su kaynağı kullanımı gerektirmekte ve toprak ve yeraltı suyu kirliliği gibi, bu hammaddenin kullanımındaki çevresel hedeflerle çelişen çeşitli çevresel tehlikelere sebep olabilmektedir.
Lityum batarya tedarik zinciri üzerinde zorlu düzenlemeler getirilmektedir. Örneğin AB, 2024 yılından itibaren bölgede satılan bataryaların ithalatçılarından CO2 ayak izlerini beyan etmelerini isteyecektir. Ayrıca, Avrupa Komisyonu “batarya pasaportu” olarak adlandırılan ve tedarik zincirinde herkesin AB’de satılan her bataryanın üretim geçmişini paylaşabilmesini sağlayacak bir teknoloji platformu kurmayı değerlendirmektedir.
Yeni madencilik teknolojileri olarak, tuzlu suyun büyük kısmını geri dönüştüren Doğrudan Lityum Çıkarımı (Direct Lithium Extraction - DLE) ve Jeotermal Tuzlu Su Çıkarımı gibi yöntemler, lityum madenciliğinin çevresel etkisini azaltmak amacıyla araştırılmaktadır.
Lityum Tedarik Zinciri Risklerini Azaltma
ABD Enerji Bakanlığı (DOE) bu ay yaptığı duyuruda, lityumun jeotermal tuzlu sulardan çıkarılması ve dönüştürülmesiyle ilgili Ar-Ge çalışmalarına fon sağlayacağını belirtti. Bu duyuruyu takiben, DOE bu hafta yaptığı açıklamada, 20 batarya şirketine 12 eyalette ticari ölçekte tesisler inşa etmek ve genişletmek için toplamda 2,8 milyar $ tahsis edildiğini bildirdi.
DOE, fon alan şirketlerin lityum, grafit ve diğer batarya hammaddelerini çıkarmak ve işlemek, bileşenleri üretmek ve kritik hammaddelerin temininde yeni yollar geliştirmek (batarya geri dönüşümü dahil) üzere çalışacaklarını belirtti. Bu yatırım, ABD'nin batarya tedarik zincirlerini güçlendirmek, batarya tedariği ve üretiminde Çin’e olan bağımlılığı azaltmak ve ülkenin 2050’ye kadar net-sıfır temiz enerji ekonomisi ve 2030’a kadar %50 elektrikli araç penetrasyonu hedeflerine ulaşmasını desteklemek için 7 milyar $’lık Altyapı Yasası’nın ilk aşamasıdır.
Halihazırda AB, lityumun %78’ini Şili’den ithal etmektedir ancak tüm tedarik zincirini kapsayan yerli bir batarya değer zinciri inşa etmek için milyar avroya varan harcamalar planlanmaktadır. Örneğin, Fransa’da yılda 700.000 elektrikli araç için batarya tedarik edebilecek kapasitede bir lityum madeni açılması planlanmaktadır. Ayrıca İngiltere’de de jeotermal tuzlu su çıkarımı yöntemleri ile lityum tedarik zinciri bağımlılıklarını azaltmak için çalışmalar yürütülmektedir.
Sonuç
Dünya, enerji depolama için lityum bataryalara bağımlı ve araçlar ile enerji şebekeleri için alternatif depolama seçenekleri araştırılsa da, şu anda maliyet, ağırlık ve enerji depolama kapasitesi kombinasyonunu lityum bataryalar kadar sağlayabilen başka bir seçenek mevcut değildir.
Mevcut lityum batarya tedarik zinciri, ülke bağımlılıkları nedeniyle jeopolitik, doğal afetler veya diğer kesintilere karşı hassastır.
Elektrikli araç üreticisi (EV Automotive OEM) firmaların batarya tedarik zincirlerini analiz etmeleri ve çeşitlendirmeleri büyük önem taşımaktadır.